Ana içeriğe atla

Medeniyet ve Modernizm


           Çağımızın en önemli meselelerden olup ve güncelliğini yitirmeyip revaçta   olduğu dönemlerde toplumun tüm kesimlerini etkisi altına alan  iki kavram “medeniyet” ve “modernizm” den bahsedelim. Gün içinde çokça duyacağımız, çoğu zamanda kendimizin kullandığı bu kavramlar ne anlam ifade ediyor.  Bu kelimeler çeşitli zihniyet dünyalarında farklı şekilde kavranmış ve tanımlanmıştır.  Medeniyet, Arapça’da “şehir” anlamına gelen ve müdûn köküne dayanan medîne isminden Osmanlı Türkçesi’nde türetilen medeniyyet kelimesinin, kök itibariyle “yönetmek” (es-siyâse) ve “mâlik olmak” anlamları da bulunan deyn (dîn) masdarıyla ilişkili olduğu da ileri sürülmüştür
Medeniyet dediğimizde hepimizin ilk aklına gelen şey neden ABD ve Avrupa Devletleri gelir. Evet şimdi bu düşünceye  cevap aramaya başlayalım…
            “Medeni “ ve  “Modern” diye nitelendirilen/tanımlanan insan profilinde bir erkek ve bayan olmak üzere iki kişinin resmini gözümüzde  canlandıralım. Eminim ki çoğumuz yıllarca bize algı operasyonlarıyla, dizi, film ve magazin programlarıyla  yutturulan “modern” ve “medeni” insan profilleri gözünüzün önünde canlandı. Modern-medeni erkeği düşündüğümüzde yine kendi uydurdukları bir modern tabirle “janti” bir takım elbise ve kravatlı bir profil oluşurken, bayan profil de ise başı açık, mini etek giymiş topuklu ayakkabı giyen biri olarak aklımızda oluşturdular-oluşturmaya çalışıyorlar.  Böyle bir düşünceye sevk etmek elbette kolay olmadı, ama ne yazı ki sonuç olarak bugün sözde kendini bu ülkenin aydını sanandan tutun da sabahtan akşama kadar asgari ücretle çalışan ve ancak geceleyin gece kondu evine gelen gariban Müslüman kardeşim ve bu ülkenin zenginine kadar her kesimin bilinç altına bunları yerleştirdiler. Hâlbuki geleneksel giyinen bir erkekte, tesettürlü bir hanımda da çağın tüm bilimsel gelişmenin önünde olabilirken onlara nedense aklımıza gelmez.
            Dostoyevski  “Eğer tanrıyı bu evrenden sürebilirsek, insan için her türlü davranış serbesttir.”  şeklinde görüş bildirmiştir. Ve aslında Modern batının tüm dünyaya yaymak istediği düşünce bu manada gizlidir. 
Modernizm, aydınlanma felsefesinin ilkelerini (inanç yerine bilgiyi, tanrı yerine aklı, teoloji yerine bilimi) temel kabul eden toplumsal bir projedir.(1)  din yerine aklı referans noktası olarak belirlemiştir. Bu bağlamda akla uygun olmayan modern değildir. Modern olmayan geri kalmıştır. Geri kalan da çağdışı ve kötüdür. Geride kalan, kadim olan da ilerleyememiştir. Modayı takip etmek, her zaman yeni olana sahip olmak ve yeni olanı değerli bilmek modernizmin ritüellerindendir.
“Medeniyeti” Avrupalı olmakla özdeşleştirip, Medeniyetin tüm dünyaya Avrupa’dan yayılacağını iddia eder ve medenî olmak için kendilerinin taklit edilmesinin ve yüceltilmesinin gerektiğini savunur. İnsanlara dünyada cenneti sunar. İnsanların bağlarını, kimliğini ve kişiliğini bırakarak özgürleşeceği savunur. Geçmişi terk edip bugünü kutsallaştırır. Geçmişte dini argümanlar hâkimdi bu yüzden dinden kurtulup seküler bir dünyanın kurulması gerektiğini söyler.
Ali Şeriatı “Kırın bu Modernizmin putlarını” diyerek çok önemli bir husussa değiniyor. Çünkü Modernizm, İslam’a karşı savaş açmış bir dünyanın ideolojisidir.(2) Yine Modernizm ile asli değerlerimizi süfli değerlerle değiştirmek isteniyor. Toplumun tüm geleneksel yapısını âdeta yerle bir eden bu zihniyet dünya toplumlarını tekleştirip, kendi kültürel değerlerini bir ihtiyaç olarak insanların önüne koyar, Bunu yaparken teknoloji, yada moda çukuru olarak  tanımlayabileceğimiz yöntemlerle istenilen yapıldı-yapılıyor.
Modernizm, amellerde huysuzlaştırma operasyonu ile insanın hercai ve hedonistçe bir hayat yaşamasını öngörür, insanın sahip olma duygusunu kamçılar. İnsan artık kendi değerini sahip oldukları ile ölçer vaziyete gelir.
            Modernizm, insanı kendisinden, toplumdan, tabiattan ve Rabbinden uzaklaştırmıştır. Sanallığın ve ferdiyetçiliğin pompalandığı bir dünyayı altın tepside sunmuş, maneviyatla imar edilmesi gereken yeryüzünü matemhaneye çevirmiştir. İntiharlar, psikolojik travmalar ve toplumsal buhranlar her yanı sarmıştır.
 kişileri  değersiz, kalpsiz, ruhsuz ve düşüncesizliğe sürükleyip, sunduğu argümanlarla can sıkıntısı üretmiştir. Akıl ve duygularını kalbine danışamayan, ruhî bunalımlar yaşayan insanlar türetmiştir. Belki biraz abarttığımı düşünebilirsiniz ama Modernizmin ürettiği moda akımı  ile , insanın fıtratı ile oynamış, erkekler kadınlaşma, kadınlar erkekleşme eğilimleri göstermiştir. Modernizm, yolcu olduğumuz ve misafirliğimizin biteceği dünyada ev sahibi gibi davranarak kalıcılığı öngörmüş, ufka gem vurarak sığ bir zihin inşa etmiştir.
Avrupai devletler bilim ve teknolojilerde ne yazık ki bizden çok daha ilerideler, dolayısıyla özelde ülkemiz genel de diğer gelişmemiş Müslümanlar ülkeler  bu ülkelerin teknolojilerini satın alırız. Elbette bu durum gerekli ve anlamlı . Ne yazık ki kaçırdığımız bir nokta var Seküler batı toplumları kendi ürünlerini satmak için öncelikle kendi ürünlerini bir ihtiyaç ve eksiklik olarak göreceğin kültürü sana/bana/bize empoze ediyor, pazarlıyor.
Sonuç olarak kastettiğim şey ebetteki bilim ve teknolojik gelişmelerin  bunlar “batılı toplumların” deyip  kullanmayı reddeden, eski  sığ bir düşünceyle hareket etmemek lazım, kendi bilimsel ve teknolojik gelişmemizi sağlamamız yanından diğer tüm toplumların  bilim ve teknolojilerinden faydalanmamız lazım. Burada dikkat çekmek istediğim asıl nokta batı toplumların bu bilim ve teknolojiyi bize pazarlarken kendi kültürel değerlerini pazarlıyor olmasıdır. Böylelikle Ali Şeriati’nin deyişiyle “Mozaik Medeniyetler” oluşturmak isteniyor. Bu oyuna gelmemek lazım.
Özelikle okumanızı tavsiye edeceğim Medeniyet ve Modernizm adlı kitabında Ali Şeriati adeta bir direniş manifestosu yazarak modernizm akımına başkaldırmış ve aydın(!) kişilerin iddiasıyla ortaya çıkan medeniyetin modernizmden doğduğu ezberini, ‘empoze edilmiş modernleşme’ ile ‘gerçek medeniyet’ arasındaki ilgiyi ortaya koyarak bozmuştur. Tarihî akış içerisinde, bugünkü dünyanın nasıl şekillendirildiğini gözler önüne seren Medeniyet ve Modernizm kitabı, diğer kitapların aksine modernizme getirdiği diyalektik yorumla, size daha gerçekçi bir bakış açısı sunacak. Vesselam…
“Kim demiş Avrupa insanı medeni?
Ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni!
Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni;
Desenize hayvanlar bizden daha medeni!”
M. Akif ERSOY


Kaynak
1,2- İlker ÜNAL- Vafelif Dergisi- 2 Mart 2016






Özcan AKYÜZ

Yorumlar

  1. Öncelikle ülkemizdeki zina ve zaman öldürme batagina girmiş gençlerin aksine İslâm î düşünen yayilmasi iocin caba sarf eden gençlerin oldugunu bilmek umut verici yazilarinizda bu cagin sorunlarına değindiğimiz ve özellikle genç kesimi baz aldıginiz için sizi kutlarim yazilarinizin devamını bekliyoruz

    YanıtlaSil
  2. Öncelikle ülkemizdeki zina ve zaman öldürme batagina girmiş gençlerin aksine İslâm î düşünen yayilmasi iocin caba sarf eden gençlerin oldugunu bilmek umut verici yazilarinizda bu cagin sorunlarına değindiğimiz ve özellikle genç kesimi baz aldıginiz için sizi kutlarim yazilarinizin devamını bekliyoruz

    YanıtlaSil
  3. Yorumlamız için teşekkür ederim. Yazının okunduğu, ve beğenildiğini öğrenmek bizi yazmak için daha da cesaretlendiriyor. Ve bize bilinç aşılıyor. Molcom X de dediği gibi " Tüm uyuyanları uyandırmak için tek bir uyanık yeter" dolayısıyla hepimiz uyanık olan olmak için çaba göstermemiz gerekiyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder