Ana içeriğe atla

İYİLİK NEDİR

İyilik nedir?
      Hepimizin ağzından düşmediği, her gün kullandığımız iyi, iyilik, iyi olmak kelimeleri acaba ne anlam ifade ediyor. Sözlükteki anlamına baktığımızda İbn-i Sina iyiliği  "İyi, varlığın kemali; kötü, kemalin yokluğudur. Ona göre Allah’ın evreni yaratmada bir gayesi yoktur. Bizim emel anlayışımızla kavranamaz. Allah varlık alemine bir düzen vermiştir, onun zatına uygun olanlar iyilikten kısmetini almış olur. Tümellerde kötülük bulunmaz. İnsanlık bir tümeldir. Ancak bireyler kötü olabilir. Kötülük çoklukta ve farklıkta ortaya çıkar. Kötülük vacib’ül vücuttan uzaklaştıkça artar. En yoğun halini parasal alemde gösterir." şeklinde tanımlar. Yine filozof Hegel’e göre iyi ise, “kendinde (an sich)” ve “kendisi için (für sich)”dir, bütün belirlenimlerin özü, hakikat yasası ve dünyanın mutlak son amacıdır.İyi ve kötü karşılıklı birbirlerini gerektirir. Biri diğerini zorunlu kılar ve kendini diğeri aracılığıyla ilişkilendirir.     Acaba yaşantımızıda iyi ve iyilk  kavramlarının nekadar yerleştirebiliyormuyuz. Herkezin kendisinin  iyilik sever ve iyi bir insan olarak  gördüğü, dünyada insanlar neden gözünü kırpmadan birbirlerini öldürebiliyor. Neden birbirine olan sevgi duygusu tükenmiş, saygıdan eser yokNeden birbirlerinin kuyusunu kazmak için ilk kazmayı ben vurayım çabası içindeler.
    Halbuki tüm inanç sistemleri iyiye çağırmıyormu bizleri. Hiç bir din ve yaradana inanmayan ateist bile dünyanın ancak  dinin emrettiği saygı ve sevgi ile yaşanılır kılanacağını dillendirmiyor mu? Peki ne için ve kime bu kin bu nefret....
      Batılısının doğulusuna, kuzeylinin güneylisine, türkün kürde, beyazlının siyahlısına, sağcının solcusuna, şiilinin sünilisine, alevisinin sünisine ve fenerlinin galatasaraylına, yada tam tersinin birbirlerine olan  bitmez tükenmez bu kin ve nefret tohumları ne diye. İnsanca yaşamak varken bu kutuplaşma ve ayrışma nerden geliyor. Neden yaratıcının vermiş olduğu insani duyguları kullanmıyoruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DAĞLAR HAREKET EDİYOR MU?

Dağların hareketliliği, kıtasal hareketlilik ve dünyanın kazığı olan dağların köklerini anlamlandırmaya çalışalım. Dağlar, yeryüzü kabuğunu meydana getiren çok büyük tabakaların hareketleri ve çarpışmaları sonucunda oluşur. İki tabaka çarpıştığında daha dayanıklı olan diğerinin altına girer. Yukarıdaki tabaka kıvrılarak yükselir ve dağ meydana gelir. Alttaki tabakanın yerin altında ilerlemesiyle de aşağıya doğru derin bir uzantı dağ kökü oluşur. Bilimsel bir kaynakta dağların bu yapısından, “kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır.” şeklinde söz edilir. “Dağların yeryüzünde görünen kısmından çok daha büyük olan kökleri, yerin altında görünmez bir durumdadır. Dağların yerin altındaki kökleri, dağın görünen kısmının 10-15 katına kadar çıkabilmektedir. Örneğin Dünya’nın en yüksek noktası olan Everest Tepesi, yerin 9 km kadar üstündedir, oysa bu noktanın yerin altındaki kökü 125 km civarındadır. Burada 125 km uzunluk bize uçuk bir rakamm...

ZİNCİRİ KIRMA

“ Zinciri Kırma “ kişisel gelişim uzmanların sıklıkla dile getirdiği ünlü bir metodun ismi. Bu metotta kişi kendisine günlük, haftalık veya yıllık hedefler belirliyor. Belirlenen hedeflere ulaşıldığı günlerde takvimden o güne çarpı atılıyor. Böylece atılan bu çarpılarla bir zincir oluşturuluyor ve  zinciri kırılmamış oluyor              Kişisel gelişim uzmanları sürekli hedefleriniz olsun, 6 saatten fazla uyumayın, bir dil öğrenin, haftada bir kitap bitirin, spor yapın, sürekli koşun, hayallerinizden vazgeçmeyin,  zinciri kırmayın telkininde bulunur. Aslında denilen şeylere itiraz edilecek bir husus yok.  Hatta bizimde bir tablomuz olmalı her gün çarpı atmalıyız. Ve bizlerde pek çok hedefin peşinden koşmalıyız. Pek sorun nerede? Asıl sorun işin en önemli kısmından bahsetmiyorlar. Basit bir matematik işlemiyle açıklamaya çalışalım. Düşünelim ki zincirdeki sayıları toplamaya başlayacağız geçen sene 21 bu sene...

Siz hiç düşünmez misiniz?

(Geceyi gündüzü, Güneş’i, Ay’ı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da Onun emrine boyun eğmiştir. Bunlarda, akıl edenler için dersler vardır.)  [Nahl 12]             Kur’an-ı Kerim’in  bir çok ayette "Siz hiç düşünmez misiniz?", “ Akıl etmez misiniz”  diye Bize uyarıda bulunur.  Bu nasıl müthiş bir şey,  ne güzel bir iksir, İslam ne muntazam bir din... Bu düşüncelerdeyken, "Siz hiç düşünmez misiniz?"   şeklinde başlayan ayetler her karşıma çıktığında kendimi inanılmaz şanslı ve mutsuz hissediyorum.  Şanslı olmamın nedeni böyle bir dinin mensubu olmam. Mutsuz olmamın sebebi ise hakkıyla sorgulayıp akıl edip, düşünmüyor olmam ve ümmetin de yeterince ayetin hakkını vermemesidir. Hani hepimizin yerdiği, sevmediği o seküler batı toplumları var ya işte onlar okuyor, düşünüyor,  adeta kuran ayetinin mahiyetini gerçekleştiriyor. Biz ümmet olarak o emir ve tavsiyelere inanıyoruz fakat yerin...