Ana içeriğe atla

TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ

Toplum Mühendisliğitoplumun demografisinde, sosyal dokusunda, tarihten gelen yapısında farklık yapmak, reaksiyonlarını, nefretlerini, isteklerini, sevgilerini, ihtiraslarını ve kitlesel şekilde dile getirdiklerini duygularını yönlendirebilmek, kontrol altında tutabilmek, paralize edebilmek gibi yetileri içeren iş olarak tanımlayabiliriz.
    Asırlardır süregelen ve  gün geçtikçe gelişen  insan ırkının en küçük yapısı  olan ferdi ele  alarak konumuza başlayabiliriz.Fertlerin etkileşimi ve iletişimi neticesi  aile  kavramı ve toplum kavramı  ortaya çıkmaktadır.
Geçirdiği  evrimler, aldığı  eğitimler neticesi sosyalizasyonunu şuurlu yada şuursuz bir çok eylemlerle  davranışlarını değiştirenler fert olarak tanımlanır.Peki birey tek başına bu etkileşimi sağlayabilir mi?
İnsanlar  yapıları  gereği  ara ara yalnız  kalmak isteseler de  toplumda  belli bir saygı ve değer  görmek ister.Bunun içinde  etrafından gördüğü  kimi davranış ve davranışları  sergiler. Netice olarak  oluşan öğe ise  kültür kavramını  oluşturur.Değişen insan ihtiyaçları ve teknoloji ile  beraber  son zamanda  oldukça  gündemde  olan sosyal medyada  yeni  boşluklar  çıkmakta.Bireylerde algı ve  öğrenim,tatmin oluşturmak için  pazarlama anlamında  devamlı reklamlar  dönmekte  teknoloji  son hızla  kullanılmaktadır.
Asıl konumuz olan toplum mühendisi kimdir? Ne iş yapar ?
Son zamanda  nasıl bu kadar gündemde olmasının sebepleri neler ?
Evvela  toplum mühendisleri  birer  “hacker” veyahut “dolandırıcı” değildir.Toplum mühendisi  kolay  manada  ifade  etmek gerekirse kolay bir zihin tasarımcısı olarak  adlandırmak  yanlış olmaz.Sıcak  savaşlar azalmış  olsa da  soğuk  savaşlar  daha  aktüel  ismiyle psikolojik ve ilmi savaşlar  hala  devam etmektedir.Toplumların kültürel  yozlaşmasını sağlayacak  en küçük  yapı  ise fertlerdir.Fertlerin değişmeye  başlayan alışkanlıkları teknolojinin kullanımıyla  beraber değişik bir  boyut kazanmıştır.Toplumun demografisinde, sosyal dokusunda, tarihten gelen yapısında farklık yapmak, reaksiyonlarını, nefretlerini, isteklerini, sevgilerini, ihtiraslarını ve kitlesel şekilde dile getirdiklerini duygularını yönlendirebilmek, kontrol altında tutabilmek  gibi yetileri üzerinden ehemmiyetli  bir hal almıştır.Stratejik, pazarlama, eğitim veya dini amaçlar bu faaliyetlerin hareket noktası olabilir. Böyle bir meslek dalı yoktur.
Toplum mühendisliği, çeşitli meslek dallarından oluşan bir ekip tarafından, finansal destek, savunma, iletişim ve başka araçlar yardımı ile gerçekleştirilebilir. Şuurlu veya şuursuz bir şekilde ortaya çıkarılan bir düşüncenin gerçekleştirilmesi için yarı gerçek yarı senaryo bir hikayenin psikolojik savunma mekanizmalarını harekete geçirmesi neticesi toplumsal olarak başkaldırı hareketleri ortaya çıkartılabilir.
Teknoloji ile bunun  yalnızca  bunun bir bölümünün farkındayız.
  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DAĞLAR HAREKET EDİYOR MU?

Dağların hareketliliği, kıtasal hareketlilik ve dünyanın kazığı olan dağların köklerini anlamlandırmaya çalışalım. Dağlar, yeryüzü kabuğunu meydana getiren çok büyük tabakaların hareketleri ve çarpışmaları sonucunda oluşur. İki tabaka çarpıştığında daha dayanıklı olan diğerinin altına girer. Yukarıdaki tabaka kıvrılarak yükselir ve dağ meydana gelir. Alttaki tabakanın yerin altında ilerlemesiyle de aşağıya doğru derin bir uzantı dağ kökü oluşur. Bilimsel bir kaynakta dağların bu yapısından, “kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır.” şeklinde söz edilir. “Dağların yeryüzünde görünen kısmından çok daha büyük olan kökleri, yerin altında görünmez bir durumdadır. Dağların yerin altındaki kökleri, dağın görünen kısmının 10-15 katına kadar çıkabilmektedir. Örneğin Dünya’nın en yüksek noktası olan Everest Tepesi, yerin 9 km kadar üstündedir, oysa bu noktanın yerin altındaki kökü 125 km civarındadır. Burada 125 km uzunluk bize uçuk bir rakamm...

ZİNCİRİ KIRMA

“ Zinciri Kırma “ kişisel gelişim uzmanların sıklıkla dile getirdiği ünlü bir metodun ismi. Bu metotta kişi kendisine günlük, haftalık veya yıllık hedefler belirliyor. Belirlenen hedeflere ulaşıldığı günlerde takvimden o güne çarpı atılıyor. Böylece atılan bu çarpılarla bir zincir oluşturuluyor ve  zinciri kırılmamış oluyor              Kişisel gelişim uzmanları sürekli hedefleriniz olsun, 6 saatten fazla uyumayın, bir dil öğrenin, haftada bir kitap bitirin, spor yapın, sürekli koşun, hayallerinizden vazgeçmeyin,  zinciri kırmayın telkininde bulunur. Aslında denilen şeylere itiraz edilecek bir husus yok.  Hatta bizimde bir tablomuz olmalı her gün çarpı atmalıyız. Ve bizlerde pek çok hedefin peşinden koşmalıyız. Pek sorun nerede? Asıl sorun işin en önemli kısmından bahsetmiyorlar. Basit bir matematik işlemiyle açıklamaya çalışalım. Düşünelim ki zincirdeki sayıları toplamaya başlayacağız geçen sene 21 bu sene...

Siz hiç düşünmez misiniz?

(Geceyi gündüzü, Güneş’i, Ay’ı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da Onun emrine boyun eğmiştir. Bunlarda, akıl edenler için dersler vardır.)  [Nahl 12]             Kur’an-ı Kerim’in  bir çok ayette "Siz hiç düşünmez misiniz?", “ Akıl etmez misiniz”  diye Bize uyarıda bulunur.  Bu nasıl müthiş bir şey,  ne güzel bir iksir, İslam ne muntazam bir din... Bu düşüncelerdeyken, "Siz hiç düşünmez misiniz?"   şeklinde başlayan ayetler her karşıma çıktığında kendimi inanılmaz şanslı ve mutsuz hissediyorum.  Şanslı olmamın nedeni böyle bir dinin mensubu olmam. Mutsuz olmamın sebebi ise hakkıyla sorgulayıp akıl edip, düşünmüyor olmam ve ümmetin de yeterince ayetin hakkını vermemesidir. Hani hepimizin yerdiği, sevmediği o seküler batı toplumları var ya işte onlar okuyor, düşünüyor,  adeta kuran ayetinin mahiyetini gerçekleştiriyor. Biz ümmet olarak o emir ve tavsiyelere inanıyoruz fakat yerin...