Oku! Emriyle
başladı Müslümanlığının hayat serüveni. Belki de o yüzdendir, geleceğimize ışık
tuttuğu emir olarak görürüz. Evet Müslüman “oku!”malı ama yaratan rabbimizin adıyla okumalı. Elbette ki ilk önce o emri veren İlahi,
bilimsel ve mucizevi kitabımızı okuyup, yaşantımıza da uygulamalıyız.
“Oku!”maya devam edeceğiz, kendimizi
okumalıyız. Hayat amacımızı, dünyaya geliş gayemizi yaptıklarımızı,
yapacaklarımızı, hatta, yanlış ve aşırılıklarımızı yani içimizdeki şeytanı
görerek okumalıyız- farkına varmalıyız.
Sem
ve Basar olan Rabbimiz yaratığı ve hiçbir noksanı bulunmayan, kâinatı
okuyacağız. Nasıl bir muhteşem mizan-düzen ile yaratıldığını, çeşit çeşit
hayvan ve bitkiyi velhasıl tüm tabiatı ve canlıları okuyacağız. Tüm evrendeki varlıkların nasıl mucizevi
şekilde verilen görevleri eksiksiz ve hatasız yerini getirdiğini okuyacağız-göreceğiz.
Mucizevi tabiat ile ilgili Bedîüzzaman
Saîd Nursî dediği gibi “ Tüm canlılar lisanı hal ile Bismillah der” ve
yaratıcıyı zikrettiğini okuyacağız.
Okuduktan sonra hayal et, ölümlerin
olmadığı, yoksulluk ve yolsuzluğun olmadığı bir dünya hayal et, zulmün olmadığı
savaşların gerisinde sahipsiz ve yapayalnız kalmış çocukların olmadığı,
adaletin hâkim olduğu bir dünya hayal et. Özgür Filistin’i, diktatörsüz bir
Mısır’ı, savaşsız bir Suriye’yi, zulümsüz bir Myanmar, Afganistan,
Çeçenistan…. Tüm İslam coğrafyasını
hayal et. Ve hayal ettiğin bir dünya için yapman gerekenleri düşün ve bu amaç
için uğraş.
Evet hayal etmekten bir an olsun
korkma–vazgeçme iyiliğin ve kötülüğün dünyaya hâkim olduğunda olacakları hayal
et, daha güzel ve yaşanılır bir dünya
için ne yapmamız gerektiğini hayal ederek gerekliliğini yap. Çünkü hayal
umuttur. Çiçeği var eden tomurcuktur. Küçük fideden koca çınar çıkaran
inançtır. Woody Allen hayal ile
ilgili şöyle der; “Dünyanın gördüğü her büyük başarı önce bir
hayaldi, en büyük çınar bir tohumdu, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi.” O yüzden hayal et, ama hayalci olma…. Çünkü
arasında ince bir çizgi vardır. Hayaller bir süre sonra onu gerçekleştirmek
için uğraşıp hedef olurken, hayalci
olmak ise tüm ömür boyunca böyle olmasın isterim demekle yetinir.
Allah’ın bize verdiği en büyük nimetlerden
bir de elbette hayal etmektir. Çünkü
hayal kurmayan bir toplumun gelişmesi söz konusu değildir. Çünkü her gerçek bir
hayal ürünüdür. İyiliğin hâkim olduğu yeni bir dünya düzeni mi istiyorsun. Bunu hayal et ve sımsıkı sarıl bu ideale
başkalarının senin bu hayallerini küçümser, garipser diye korkma “Gevşeklik
göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan
sizsiniz.” (Ali İmran 139) uyarısıyla gerçekten inanırsak başarırız.
Hayallerimiz-ideallerimiz içimize
bir coşku verecektir, bu coşku, heyecan bir orman yangını gibidir. Kilometrelerce
uzaklıkta da olsa koklayabilir, tadını alabilir ve görebiliriz. Böylelikle
uğruna yaşadığımız ideallerimiz için daha da motive olmuş oluruz. Bir hayalin varsa onu, başarmak gücüne
sahipsin demektir.
Elbette ki bu kadar hayalden bahsetmişken Türkiye’
de Intel’in yapmış olduğu araştırma sonucun değinmeden geçmek istemiyorum. Intel;
Türkiye’de inovasyon ve girişimcilik kültürünü geliştirmek, hayaller ile
girişimcilik arasındaki bağlantıyı ortaya koymak amacıyla ülke çapında kapsamlı
bir Hayal Haritası ve Girişimcilik DNA’sı araştırması gerçekleştirdi.
Türkiye’nin ne tür hayaller kurduğunu, hayallerin yok olma ya da girişimcilik
fikrine dönüşme noktasında geçirdiği dönüşümü ortaya koymayı amaçlayan
araştırmada, 10 şehirden 8-55 yaş arası yaklaşık 2 bin kişi ile görüşülmüş.
Bu araştırma sonucunu paylaşan
firmanın verileri pekte umutlu gözükmüyor. Yapılan araştıramaya göre çocukların
yarısı yetişkinlerin %14 ü hayal kuruyor. Her 10 katılımcıdan 5’i en büyük hayalinin
“sadece bir meslek sahibi olmak” olduğunu söylüyor. Katılımcıların hayale
meslek ve maddiyat odaklı yaklaşmalarının temel nedeni ise, “geleceği güvence
altına alma kaygısı.” Hâlbuki büyük hayaller olmadan ilerlemek mümkün değildir.
Bu teknolojik olarak toplumsal olarak ya da bireysel olaraktan düşünebiliriz.
Lakin her ne olursa olsun bizim ümitsizliğe düşmeye zamanımız, olanağımız yok. Bu coğrafya da mazlumların ümidi olan ülkemiz en imkânsız zamanlarda bile bir olanak bulmuştur. O yüzden okuyalım, hayal edelim ve bu hayallerimizi keşfedelim-gerçekleştirelim.
İsa Yılmaz
bir şiirinde şöyle der;
……….
İnanmışsanız
bir şeye,
ve
adanmışsanız Rabb’inize,
inanmak
avuçta bir kor olsa bile,
kırbaçlar
inse, yıldırımlar düşse,
hepiniz
dönün birer İbrahim’e,
haykırın
özgürlüğü esaretin çehresine
tükürün,
tükürün korkunun yüzüne…

Gerçekçilikten uzak ama hayal dunyaniz safliginiz kurmak isteyeceğiniz olmasini istediğiniz düzen suanda olduğu gibi despotlasacaktir. Bu yazinin safligini temizliğini daha önceden dile getiren sayisiz lider toplum kurucusu suanda bile günümüzde var. Makam, mevki ve güç hastaliktir...
YanıtlaSilÖncelikle yarumlamanız için teşekkür ederim. Elbette ki yazdıklarımın, istek ve beklentilerimin gerçekleşmesinin zor olduğunu biliyorum ama gerçekleşebilir olduğunu inancımı diri tutuyorum. Hayallini kurduramadığımız birşeyin gerçekleşmesini bekleyemeyiz. Öncelikle bahsettiğiniz toplum kurucuları takip edip, toplumu yöndericek pozisyonu aralamak lazım.
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil