Ana içeriğe atla

Filistin ve Ümmetin İşgal Edilmiş Zihinleri

Filistin ve Ümmetin İşgal Edilmiş Zihinleri
Değerli Müslüman kardeşim bizi yıllardır bir Filistin yalanıyla kandırıyorlar. Bize
Filistin’inin “topraklarının sattığı” fikrini kabul ettirmeye çalıştılar-çalışıyorlar. Ve hatta
insanlar israilin yaptığı tüm zorbalığı Filistinlileri suçlayarak, terör devletini meşruluğunu
kanıtlayacak söylemler içinde bulunma eğilimindedir. Bu konu o kadar bilinçli, planlı ve
programlı bir tez olarak insanların önüne konuldu ki bugün yediden yetmişe kadar, konu
hakkında bilgisi olanlar hariç, toplumun büyük bir kısmı Filistinlileri suçluyor “neden
topraklarını sattılar” şeklindeki sorularla gerçeği göremiyor, kendince içindeki biriktirdiği az
kalan vicdanını da bu şekilde rahatlatma yoluna gidiyor. Halbuki tüm samimiyetimle
diyebilirim ki bu şekilde Filistin sorununa yaklaşan kesimin çok büyük bir kısmı konu
hakkında değil bir kitap bir internet araması bile yapmamıştır. Ama kulaktan duyulan yalan
yanlış Filistin için klasik uydurulmuş yalanları duyuyor, kendisi de bir şeyler ekleyerek çocuk
katili israilli dolaylı olarak savunmuş oluyor.
“Filistinliler topraklarını hiç satmadı” şeklinde bir görüş beyan etmiyorum. Lakin
işgal ettiği toprakların oranlarına baktığımızda acı, gerçekçi tablo karşımıza çıkıyor. Belki
binde bir kısmı ancak satılmış olan toprakların nasıl da işgal edildiğini görmek için
internetten güncel oluşturulan harita görsellerini bakabiliriz. Evet belki toprakların hiç
satılmaması gerekiyordu. Kutsal toprakların kutsiyetinin korunması gerekiyordu .Ama yine de
her şeye rağmen meyve suyu, bisküvi vb. sattığı dükkanına 24 milyon dolar bir fiyat verildiği
halde dükkanını Yahudilere satmayan Filistin’li Müslümanlarda var.
Sonuç olarak işgal devleti işgalciliğin gerekliliğini yapıyor lakin biz
Müslümanlığımızın gerekliliğini yapmıyoruz. Elbette ki bir şeyler yapabilmemiz için önce
yaşanılanları, yaşatanları bilmemiz gerekiyor. Ama unutmamamız gerekiyor ki işgal sadece
savaşla olmuyor parayla yapılan işgal, zihinlere yapılan işgal ve inançlara yapılan işgal olarak
da sınıflandırabiliriz.
Her şeyden önce işgal edilmiş zihinleri temizlemek kolay değildir. Ama yine de
israilin başkenti neresidir şeklindeki soruya Filistinli çocukların verdiği ve tüm
Müslümanlara ders verilecek niteliktedir. “İsrail bir devlet değil ki başkenti olsun” Cevabını
veren 13 yaşındaki çocuğun imanı ve inancı ileriye dönük hayaller kurmamızı sağlıyor.
Filistinlilerin toprağını işgal eden zihniyet, bizim de zihinlerimizi işgal ettiler artık onlar gibi
düşünüyor onlar gibi konuşuyoruz.
Onlar bizim düşünmemizi istediği gibi düşünüyor, konuşuyoruz. Bize yıllarca
Filistinli Araplar bizi savaşta sattığı için onlara haindir diyen aynı zihniyet Filistinlilere de
Osman'lı sizi sömürdü şeklindeki görüşle ümmetin kalplerine milliyetçilik fikrini
yerleştirdiler. Yine aynı şekilde Suudi Arabistan, İran Müslüman olamaz diyen zihniyet,
karşı tarafa da Türkiye için daha şiddetli bir görüş inşa ettiler zihinlerde.
Sonuç olarak ne mi oldu ümmetçilik yalan oldu bu topraklarda, Kudüs kan ağlıyor…
Irak , Suriye, Yemen, Arakan kan ağlıyor… Müslümanlar kurtarıcı bekliyor, birbirlerini
ancak suçluyor…
Kalk! ve Uyar! Kurtarıcı bekleme, bu Ümmet için sen kurtarıcı ol…
Vesselam.
Özcan Akyüz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DAĞLAR HAREKET EDİYOR MU?

Dağların hareketliliği, kıtasal hareketlilik ve dünyanın kazığı olan dağların köklerini anlamlandırmaya çalışalım. Dağlar, yeryüzü kabuğunu meydana getiren çok büyük tabakaların hareketleri ve çarpışmaları sonucunda oluşur. İki tabaka çarpıştığında daha dayanıklı olan diğerinin altına girer. Yukarıdaki tabaka kıvrılarak yükselir ve dağ meydana gelir. Alttaki tabakanın yerin altında ilerlemesiyle de aşağıya doğru derin bir uzantı dağ kökü oluşur. Bilimsel bir kaynakta dağların bu yapısından, “kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır.” şeklinde söz edilir. “Dağların yeryüzünde görünen kısmından çok daha büyük olan kökleri, yerin altında görünmez bir durumdadır. Dağların yerin altındaki kökleri, dağın görünen kısmının 10-15 katına kadar çıkabilmektedir. Örneğin Dünya’nın en yüksek noktası olan Everest Tepesi, yerin 9 km kadar üstündedir, oysa bu noktanın yerin altındaki kökü 125 km civarındadır. Burada 125 km uzunluk bize uçuk bir rakamm...

ZİNCİRİ KIRMA

“ Zinciri Kırma “ kişisel gelişim uzmanların sıklıkla dile getirdiği ünlü bir metodun ismi. Bu metotta kişi kendisine günlük, haftalık veya yıllık hedefler belirliyor. Belirlenen hedeflere ulaşıldığı günlerde takvimden o güne çarpı atılıyor. Böylece atılan bu çarpılarla bir zincir oluşturuluyor ve  zinciri kırılmamış oluyor              Kişisel gelişim uzmanları sürekli hedefleriniz olsun, 6 saatten fazla uyumayın, bir dil öğrenin, haftada bir kitap bitirin, spor yapın, sürekli koşun, hayallerinizden vazgeçmeyin,  zinciri kırmayın telkininde bulunur. Aslında denilen şeylere itiraz edilecek bir husus yok.  Hatta bizimde bir tablomuz olmalı her gün çarpı atmalıyız. Ve bizlerde pek çok hedefin peşinden koşmalıyız. Pek sorun nerede? Asıl sorun işin en önemli kısmından bahsetmiyorlar. Basit bir matematik işlemiyle açıklamaya çalışalım. Düşünelim ki zincirdeki sayıları toplamaya başlayacağız geçen sene 21 bu sene...

Siz hiç düşünmez misiniz?

(Geceyi gündüzü, Güneş’i, Ay’ı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da Onun emrine boyun eğmiştir. Bunlarda, akıl edenler için dersler vardır.)  [Nahl 12]             Kur’an-ı Kerim’in  bir çok ayette "Siz hiç düşünmez misiniz?", “ Akıl etmez misiniz”  diye Bize uyarıda bulunur.  Bu nasıl müthiş bir şey,  ne güzel bir iksir, İslam ne muntazam bir din... Bu düşüncelerdeyken, "Siz hiç düşünmez misiniz?"   şeklinde başlayan ayetler her karşıma çıktığında kendimi inanılmaz şanslı ve mutsuz hissediyorum.  Şanslı olmamın nedeni böyle bir dinin mensubu olmam. Mutsuz olmamın sebebi ise hakkıyla sorgulayıp akıl edip, düşünmüyor olmam ve ümmetin de yeterince ayetin hakkını vermemesidir. Hani hepimizin yerdiği, sevmediği o seküler batı toplumları var ya işte onlar okuyor, düşünüyor,  adeta kuran ayetinin mahiyetini gerçekleştiriyor. Biz ümmet olarak o emir ve tavsiyelere inanıyoruz fakat yerin...