Ana içeriğe atla

KALPLERİ EVİRİP ÇEVİREN ALLAH'TIR (3)


  Asra yemin olsun ki insan ziyandadır.

Musap dün akşam bir kafeninin terasından başlayarak sabaha kadar süren kendini sorgulama ve dönüştürme serüvenini, uykusuzluktan şişmiş gözleriyle rastgele açmış olduğu Kur’an-ı Kerim’in Asr Suresini okumasıyla, içinde oluşan mozaik gibi farklı duyguların gittikçe yerini Rabbine bırakmasıyla devam ediyordu.
Musap defalarca Asr suresini Arapçasıyla beraber mealini de okurdu. Geçmişten gelen bir özelliğiydi okumuş olduğu Kur’an’ın Arapçasının yanına mutlak mealini de okurdu. Ancak ikisinin de okuduğunda gerçek anlamda bir idrak söz konusu olabileceğine inanırdı. Musap Vel asr İnnel insane le fi husr (Asr’a yemin olsun ki İnsan Ziyandadır) gerçeği karşısında büyük bir şok yaşıyordu. Ardından “muhtemeldir ki bende bu ziyanda olan insanların arasındayım.” Deyip ümitsizliğe kapılacağı anda ayetin devamını okumuştu. İllellezîne âmenû ve amilûssâlihâti vetevâ savbilhakkı vetevâ savbissabr.” (Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka) bu ayetten sonra ümitsizlik yerini kurtuluş umuduna bıraktı. Çünkü Allah Kur’an-ı Kerim de bir sorunu teşhis ediyor ve akabinde kurtuluş reçetesini söylüyordu. Yine geçmişe daldı 7 yıl önceki hocasının yapmış olduğu sohbeti hatırladı. Hocası “Asr suresi Kur’an-ı Kerim’in özeti mahiyetindedir diyebiliriz. Asr Arapçada kelime anlamı olarak biten zaman anlamına gelir. Ve bu hayatta Muaffak olmanın  ve  ziyanda olup hüsrana uğramamanın yolunu Asr suresinde görebiliriz. Asr suresi bize bu hayatta minimum yapmamız gereken hususları hatırlatarak ziyana düşmememiz gerektiğini bildiriyor. Nitekim bir çok Alim Asr suresinin önemini vurgular bunlardan İmam Şafi  Kur'an-ı kerimde başka hiç bir sure nazil olmasaydı, inmeseydi şu pek kısa olan Asr suresi bile, insanların dünya ve ahiret saadetlerini te'mine yeterdi. Bu sure, Kur'an-ı kerimin bütün ilimlerini içine alır.”  şeklinde önemini hatırlatıyordu.”  Musap geçmişteki bu anılara daldıkça ne kadar da şanslı olduğunu düşünüyordu. Hocası gibi kıymetli insanlarla tanışmış olmanın ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi anlıyor bunca verilen sohbet ve İslami altyapıya rağmen düştüğü son duruma kendisi bile inanamıyordu. Ya hiç İslami geçmişi olmayanlar, onlar nasıl bu çıkmaz sokaktan Rabbine giden bir çıkış yolu bulacaktı….

            Musap sabahın altısında kendi kendine söylenmeye başladı  “ Şüphesiz ki ben ziyandayım ama farz ibadetlerimi yapar ve hakkı da  tavsiye eder sabredersem kurtuluşa ereceklerden olurum” bunu defalarca tekrarladı. Bunu birazda sesli yapmış olmalı ki  Musap’ın  odasının kapısı çalındı.  Halen uyumayan ev arkadaşı Kadir’di. Musap kapının çalındığını bile duymamıştı o yüzden birkaç defa kapıyı çalan Kadir , daha fazla dayanamayıp kapının kolunu aşağıya çekerek içeri girdi, Musap’ı sabahın altısında Kur’an-ı Kerim’i okuyarak gören Kadir çok şaşırmıştı. Çünkü bir Kur’an-ı Kerim’i olduğundan bile bihaberdi. Ve daha önce hiç okurken görmemişti, hele ki bu saate ve kendinden geçmişçesine…

            Kadir arkasından Musap’a dokunarak “İyi misin ? Seni rüya görüyor sandım” dediğinde Musap arkasına döndü “İyiyim çok şükür, rüyada görmüyorum tam tersine rüyadan gerçeğe ulaşmaya çalışıyorum, oysa bu yaşadıklarımız birer rüyaydı. Artık uyanma vakti.” dedi. Kadir birazda dalga geçer gibi “ İyi sana günaydın o zaman, bir ara bize de anlatırsın nasılmış o rüyadan uyanma meselesini” diyerek dizi izlemeye devam etmek için odasına gitti. Ardından biraz daha Kur’an-ı Kerim’i okuduktan sonra uyumak için yatağına geçti kafasındaki binlerce ses ve düşünceler içerisinde düşüncelere dalarak uyudu.
 Musap’ın uyumadan önceki son sözleri “ Muhakkak ki insan ziyandadır, Mevlam bizleri gerçek anlamda iman eden, salih ameller işleyen, birbirlerine hakkı tavsiye edip ve sabreden kullarından eylesin, …”  oldu ve böylece  ebediyete yolculuk etti.  Ve Musap bu dünyadan uçmuştu. Ve bir kez daha anlaşıldı ki “Hayat dediğimiz şey mutlak sona yaptığımız bir yolculuktur. Bazılarımız için uzun,  bazılarımız içinse yürek burkacak kadar kısa….”







Yorumlar

  1. Gercekten çok güzel olmuş yüreğinize sağlık devamını bekleriz

    YanıtlaSil
  2. Ayet’i Kerim’e den alıntılar olması güzel bir yazı okuyacağımızı belirtiyor doğrusu...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

DAĞLAR HAREKET EDİYOR MU?

Dağların hareketliliği, kıtasal hareketlilik ve dünyanın kazığı olan dağların köklerini anlamlandırmaya çalışalım. Dağlar, yeryüzü kabuğunu meydana getiren çok büyük tabakaların hareketleri ve çarpışmaları sonucunda oluşur. İki tabaka çarpıştığında daha dayanıklı olan diğerinin altına girer. Yukarıdaki tabaka kıvrılarak yükselir ve dağ meydana gelir. Alttaki tabakanın yerin altında ilerlemesiyle de aşağıya doğru derin bir uzantı dağ kökü oluşur. Bilimsel bir kaynakta dağların bu yapısından, “kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır.” şeklinde söz edilir. “Dağların yeryüzünde görünen kısmından çok daha büyük olan kökleri, yerin altında görünmez bir durumdadır. Dağların yerin altındaki kökleri, dağın görünen kısmının 10-15 katına kadar çıkabilmektedir. Örneğin Dünya’nın en yüksek noktası olan Everest Tepesi, yerin 9 km kadar üstündedir, oysa bu noktanın yerin altındaki kökü 125 km civarındadır. Burada 125 km uzunluk bize uçuk bir rakamm...

ZİNCİRİ KIRMA

“ Zinciri Kırma “ kişisel gelişim uzmanların sıklıkla dile getirdiği ünlü bir metodun ismi. Bu metotta kişi kendisine günlük, haftalık veya yıllık hedefler belirliyor. Belirlenen hedeflere ulaşıldığı günlerde takvimden o güne çarpı atılıyor. Böylece atılan bu çarpılarla bir zincir oluşturuluyor ve  zinciri kırılmamış oluyor              Kişisel gelişim uzmanları sürekli hedefleriniz olsun, 6 saatten fazla uyumayın, bir dil öğrenin, haftada bir kitap bitirin, spor yapın, sürekli koşun, hayallerinizden vazgeçmeyin,  zinciri kırmayın telkininde bulunur. Aslında denilen şeylere itiraz edilecek bir husus yok.  Hatta bizimde bir tablomuz olmalı her gün çarpı atmalıyız. Ve bizlerde pek çok hedefin peşinden koşmalıyız. Pek sorun nerede? Asıl sorun işin en önemli kısmından bahsetmiyorlar. Basit bir matematik işlemiyle açıklamaya çalışalım. Düşünelim ki zincirdeki sayıları toplamaya başlayacağız geçen sene 21 bu sene...

Siz hiç düşünmez misiniz?

(Geceyi gündüzü, Güneş’i, Ay’ı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da Onun emrine boyun eğmiştir. Bunlarda, akıl edenler için dersler vardır.)  [Nahl 12]             Kur’an-ı Kerim’in  bir çok ayette "Siz hiç düşünmez misiniz?", “ Akıl etmez misiniz”  diye Bize uyarıda bulunur.  Bu nasıl müthiş bir şey,  ne güzel bir iksir, İslam ne muntazam bir din... Bu düşüncelerdeyken, "Siz hiç düşünmez misiniz?"   şeklinde başlayan ayetler her karşıma çıktığında kendimi inanılmaz şanslı ve mutsuz hissediyorum.  Şanslı olmamın nedeni böyle bir dinin mensubu olmam. Mutsuz olmamın sebebi ise hakkıyla sorgulayıp akıl edip, düşünmüyor olmam ve ümmetin de yeterince ayetin hakkını vermemesidir. Hani hepimizin yerdiği, sevmediği o seküler batı toplumları var ya işte onlar okuyor, düşünüyor,  adeta kuran ayetinin mahiyetini gerçekleştiriyor. Biz ümmet olarak o emir ve tavsiyelere inanıyoruz fakat yerin...