Son
süreçte bir çok yerde “konuşulur” olan deizmin ne olduğunu, dayandığı düşünce
normları açıklayarak deizm tuzağına düşen günümüz gençlik ve yetişkinlerin soru
ve sorunlarını tespit edip çözüm yollu aramaya çalışalım.
Tarih
boyunca insan toplulukları arasında semavi dinlerin haricinde çeşitli inançlar
ve uydurma dinler ortaya çıkmıştır. Bu inanç şekillerinden biri deizm
inancıdır. Yaradancılık anlamına gelen bu inanç 17. yüzyıldan itibaren adını
duyurmaya başlamıştır. Sadece Tanrı'nın varlığına inanan bunun dışında tüm
dinleri reddeden bu inanç dinsel bilgiye dolaysız biçimde sadece akıl
yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alır.
Diğer
bir deyişle Yaradancılık anlamına gelen Deizm, evrenin bir yaratıcı tarafından
yaratılıp daha sonra bu yaratıcının insanı kendi başına bıraktığını kabul eden
bir felsefi akım ya da inanç biçimidir. Deizm, temelde peygamberleri ve
Kutsal kitapları reddeder.
Tüm
dinleri reddeden ancak tanrının varlığına inanan deizm, peygamber, kutsal kitap,
cennet ve cehennem, melek ve şeytan gibi kavramların hiçbirini kabul etmez.
Deizme göre mutlak bilgiye ulaşmanın yolu vahiy ve peygamberlerden
geçmez. Doğa, bilim ve akla dayanır. Bu inanca göre insan aklı yeterli
olduğu için vahiy ve kutsal kitaplara da gerek yoktur. Yaratıcının dünyayı ve
evreni bir kez yaratmış, sonra kendi yasalarına göre işlemesi
için insanları ve evreni bir başına bırakmış olduğunu savunurlar. Deizm
inancına göre Tanrı evrene ve dünyaya müdahale etmemektedir.
Aslında
Deizmin temeline baktığımızda aklı ve vicdanı Ateizmi kabul etmeyen insanları
İslam Şuurundan kopartmak için ortaya atılan felsefi görüş olarak görmeliyiz.
Nitekim Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş bir söyleyişinde şöyle demiş: “Deizm
enteresan bir tuzaktır. Arkadaşlarınızı bu konuda uyarın gençler. Misyonerlik
faaliyetlerini duymuşsunuzdur. Müslüman gençleri doğrudan kendi dinlerine
çekmektense önce Müslümanlıktan uzaklaştırmayı hedefleyen bir tuzaktır. Bu
tuzağa hiçbir Müslüman gencin düşmeyeceğini biliyoruz.” Aslında bunun tuzak
olduğunu gençler anlamış olsaydı bunu konuşuyor olmazdık. O da ayrı bir konu
tabi….
Deizm
konusunu irdeleyen Nihal
Bengisu Karaca yazısında herkesin
konuştuğu gençlik nazarının dışında ayrı bir hususu da gözler önüne çıkarmıştır. “Tutarlılık arayışının ya da bilakis
tutarlı davranamayanların kendi gönülsüzlüklerine kılıf temin etme isteğinin
sebep olduğu "dinden soğuma" eğiliminin adı "deizm" oldu.
Garip bir biçimde "sorun" hızla "gençler" parantezine alındı;
gençler arasında yaygınlaşan bir durummuş gibi yapıldı. Oysa gerçek şu: Deizmin
gençlerin arasında yaygınlaşma sebebi yetişkinler.”
Deizmin
gençlerin arasında yayılmasına hangi yetişkinlerin neden olduğuna bakalım.
Öncelikle “Dinine layık yaşamayan dindar yetişkinler” olarak tanımlayabiliriz. “ Dünün
"gerçek özgürlüğün" "La ilahe illa Allah" diyerek mümkün
olacağını savunan, "mücahit" marşlarıyla bilenen gençleri bugünün
iktidar, güç ve para bağımlıları oldu. Çoktan baba oldular ve evlatlarının
kendilerini izlemekte olduğu gerçeğini unutmuş görünüyorlar.
"Mü’min"in yerini ‘bizden", "kafir"in yerini
"karşıt" sözcüğü almış; "tebliğ"in yerini siyasi
propaganda. Bu babalar ya boğazına kadar imar, ihale, rant meselelerine batmış
ya da kendilerini CEO olarak yerleştirildikleri kurumlarla, bilançolarla
tanımlar olmuşlar” Velhasıl dininin tüm gerçekliğinden kopan
dünün dindarları kendine yeni bir kılıf arama eğilimine girmiştir.
Gençler en başta kendi anne ve babalarında; sonra da toplumun ve kamusal
görüngüdeki yansımalarında, dinin dönüştürücü, düzeltici, terbiye edici,
kibirden ve nefsani olandan arındırıcı, barıştırıcı, aydınlatıcı etkisini
göremiyorlar bir süredir. Bunu da büyükler gibi "neyse neyse’ diyerek
geçiştirmiyor, ilan ediyorlar.
Nihal
Bengisu Karaca, “Yetişkinlerin Umre
ziyareti yapmayı Hristiyanlığa özgü bir "günah çıkarma" ayinine
dönüştürmesine ses çıkarmayanlar, bütün bunlara bakıp dinine bakışı değişen
gençlerin durumunu "Hıristiyan misyonerlerin işi" diye analiz
ettiğinde, hakiki olmaktan çok uzağa düşüyorlar.” Şeklinde yorumluyor.
“Dinine
layık düşünmeyen dindar yetişkinler”
meselesi var birde… Sürekli olarak "İslam akıl dinidir" deriz ve
elbette ki bu durum öyledir, fakat aklın sınırlarını zorlamaya başlamış
bilimsel gelişmelerin doğurduğu yeni sorulara dini kaynaklarla çelişmeyen
cevaplar üretme konusuna yeteri kadar çaba göstermediğimizde sorgulanacak
seviyede ne yazık ki...
Madem akıl dini, klonlama başarıldığında
ruhun orijinalliğini ve biricikliğini; "kalu bela"
meselesini gençlere ve hatta yetişkinlere nasıl anlatacaklarını da
çalışmalılar. Öjenik çalışmalar yoluyla doğacak çocukların
yeteneklerinin daha ana rahminde iken belirlenmesi mümkün olacak,
"Yeteneklerin de, hezimetlerin de senin imtihanındır evladım. Allah öyle
istedi" cümlesi çok yakın bir gelecekte gençlerimizi tatmin edecek cevap
olmaktan çıkacaktır.
Anlayacağınız, "Kader", "Allah’ın
dilemesi", "Sünnetullah" kavramlarının gençlerin kafasını
bulandıranlara karşın yeniden ele alınmasını gerektiren yeni bir
"imtihan" geliyor ve yetişkinler, bunlara cevap aramanın yakınında
bile değiller. Velhasıl gençlik bozulmakta, farklı düşünce ve felsefi akımlara
kapılmakta ama sorunun temelinde İslami Şuurdan uzaklaşan Yetişkinlerden
kaynaklandığını ifade edebiliriz.
“Gençleri
deizme iten, dinin emir ve yasakları değil. İtikadi problemlere yol
açabilecek gelişmeleri izlemeyen ve hiçbir açıklama için ipleri eline almayan
din aklının, muktedirin hizmetine koşmakta hiç tembellik göstermemesidir. Yıldızlara
bakması gereken dini, erkeğin, şirketin, toplumun, devletin faydalanacağı
otoriteye amade bir hizmetçi yapmaya çalışmanın sonucudur "deizm".”
Dinine layık yaşamayan, dinine
layık düşünemeyen, dini propaganda aracı
olarak işlevselleştiren yetişkinlerin, sorun gençlerdeymiş gibi
davranması pek adil gelmiyor. Ama bugünkü gençlik kendini geliştirip
bugünkü yetişkinlerin yanlışına düşmeyip gerçek anlamda Tebliğ şiarında
olmalıdır. Ve diyorum ki; Allah tüm ''izm''lerin belasını versin.
Dipnot : Tanrı, Arapçadaki ilâh kelimesinin Türkçesi
olup gerçek olsun sahte olsun tapılan bütün varlıklar hakkında kullanılan bir
cins isimdir. Allah ise tapılmaya lâyık yegâne tanrı olan, yaratıcının özel
ismidir.

Yorumlar
Yorum Gönder