Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İLK KARA DELİK FOTOĞRAFI

Bilim dünyası son yıllardaki araştırmalarla hem bilim camiasında hem de vatandaşlarda büyük bir heyecan yaratıyor. Bu çalışmalardan en son ve günceli ise 10 Nisan tarihinde bir teori olarak görülen “Kara Delik”in fotoğrafının paylaşılması oldu. Bilim insanların büyük bir merakla beklediği kara deliğin ilk gerçek fotoğrafını Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilim Vakfı öncülüğündeki astrofizikçiler   Washington DC,   Brüksel, Santiago, Şangay, Taipei ve Tokyo'da aynı anda gerçekleştirilen toplantılar ile ilk defa bir kara deliğin fotoğrafının çekildiği kamuoyuna duyurdu. Aslında günümüze kadar Kara Delik ile ilgili görseller daha öncesinden de mevcuttu. Ama bu görseller bilgisayar simülasyonları ve teorik denklemler vasıtasıyla hazırlanmıştı. İlk kez gerçek bir fotoğraf Event Horizon Teleskopu (EHT) yardımı ile çekilmiş oldu. Bu fotoğraf için 40 farklı ülke 200 civarında farklı milletten bilim insanların ortak çalışması ile mümkün hale gelmiş oldu. Peki   b...
En son yayınlar

ANTARKTİKA’YI NASIL BİLİRSİNİZ?

Merak duygusu, insanın varoluşsal ve içsel dürtülerin en önemli duygularından biridir. İnsanoğlunun elde etmiş olduğu bilimsel verilerin büyük bir çoğunluğu merak ve bir   hayalin çabaya dönüşmesinden sonra elde edilmiştir. Çünkü merak araştırmayı, araştırma hayal kurmayı, hayaller ise bir çaba vermemizi ve sonuca ulaşmamızı sağlıyor. Bilim insanları asırlardır uzayı ve gezegenleri; oradaki yaşam formların olma ihtimallerini hep merak etmiş ve bu doğrultuda ciddi anlamda araştırmalar yapılmış, yapılmaya devam etmektedir. Peki başka gezegenleri merak eden insanlık neden yanı başındaki Antarktika’yı 1700-1800 yılları arasında ancak varlığını kanıtlamıştır. Bu durum bize “uzaktaki bir şeye fazla odaklanırsan yanı başımızdaki gerçekleri görmemizi engelleyebilir” gerçeğini gösteriyor. Günümüzden tam 200 yıl önce “Antarktika’ya gidebilir miyiz ?” “Antarktika’ya gitmek yasak mı?” sorusunu bile soramazdık çünkü böyle bir kıtanın varlığı bilinmiyordu. Fakat bundan değil 200, tam 400...

NEDİR BU DEİZM ?

Son süreçte bir çok yerde “konuşulur” olan deizmin ne olduğunu, dayandığı düşünce normları açıklayarak deizm tuzağına düşen günümüz gençlik ve yetişkinlerin soru ve   sorunlarını tespit edip   çözüm yollu aramaya çalışalım. Tarih boyunca insan toplulukları arasında semavi dinlerin haricinde çeşitli inançlar ve uydurma dinler ortaya çıkmıştır. Bu inanç şekillerinden biri deizm inancıdır. Yaradancılık anlamına gelen bu inanç 17. yüzyıldan itibaren adını duyurmaya başlamıştır. Sadece Tanrı'nın varlığına inanan bunun dışında tüm dinleri reddeden bu inanç dinsel bilgiye dolaysız biçimde sadece akıl yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alır. Diğer bir deyişle Yaradancılık anlamına gelen Deizm, evrenin bir yaratıcı tarafından yaratılıp daha sonra bu yaratıcının insanı kendi başına bıraktığını kabul eden bir felsefi akım ya da inanç biçimidir. Deizm, temelde peygamberleri ve Kutsal kitapları reddeder.  Tüm dinleri reddeden ancak tanrının varlığına inanan deizm,...

YAN KOMŞUMUZ KIZIL GEZEGEN; MARS

Coğrafya dersine her çalıştığımda, sürekli bir soru aklımı kurcalardı. Dünya üzerinde coğrafi keşifler yapılırken biz Osmanlılar ya da Müslümanlar olarak   ne yapıyorduk. Ve nelerle uğraşıyorduk ? Sizler bu soruya cevap aramaya çalışırken ben gönümüzden bir soru daha sormak istiyorum. Dün yaşadığımız dünyada coğrafi keşiflerde geri kalmış bir toplum olarak bizler, bugün kendi yaşadığımız samanyolu galaksisi gezegenlerini ve asteroitlerini yada daha da ileriye giderek bilim insanları tarafından,   sayısının genellikle 300 ila 500 milyar arasında belirtiği galaksileri keşfedip, araştırma ve inceleme yapabilir   miyiz? Ne entelektüel iyimserlik çerçevesinde   ne de bizim “atalarımız bunları, şunları başardı” edebiyatı yaklaşımı. Aslolan bilimsel   gerçeklerdir ve bu çerçevede bu soruya cevap aramak gerekir. Ben bu yazıda bu soruya bu cevabı sizin vermeniz için, günümüzdeki son uzay çalışmaları hakkında kısaca bilgi vereceğim. Geçen günlerde uzay meraklıları h...

AY’IN KARANLIK YÜZÜNE UZAY ARACI GÖNDERİLDİ

Uzay tarihinin en heyecanlı günlerini yaşıyoruz Çin uzay aracı, 3 Ocak 2019 tarihinde Ay'ın karanlık yüzüne başarı ile iniş yaptı.  Derin bir krater olan Aitken havzasının, Ay'ın oluşumundan kısa bir süre sonra dev bir çarpma etkisiyle oluştuğu ve bu çarpmayla uydunun merkezindeki bazı maddelerin yüzeye çıktığı tahmin ediliyor. Eğer görev umulduğu gibi sonlanırsa Ay'ın oluşumuna dair yeni veriler elde edilebilir.         Ay'ın kendi etrafında ve Dünya etrafında dönüş süresi aynı olduğu için buradan bakıldığında hep aynı yüzünü görüyoruz. Diğer yüzü gerçekten "karanlık" olduğu için değil, ama hakkında bilgi sahibi olmadığımız için öyle adlandırılıyor. Ay'ın karanlık yüzüne yerleştirilecek teleskobun, dünya kaynaklı radyo dalgalarından arınmış olacağı için, güneşten ve uzayın derinliklerinden gelecek elektromanyetik dalgalara karşı da duyarlı olması bekleniyor. Chang'e 4 bu bölgenin elektromanyetik bakımdan ne kadar temiz olduğunu ve bu ih...

KALPLERİ EVİRİP ÇEVİREN ALLAH'TIR (3)

   Asra yemin olsun ki insan ziyandadır. Musap dün akşam bir kafeninin terasından başlayarak sabaha kadar süren kendini sorgulama ve dönüştürme serüvenini, uykusuzluktan şişmiş gözleriyle rastgele açmış olduğu Kur’an-ı Kerim’in Asr Suresini okumasıyla, içinde oluşan mozaik gibi farklı duyguların gittikçe yerini Rabbine bırakmasıyla devam ediyordu. Musap defalarca Asr suresini Arapçasıyla beraber mealini de okurdu. Geçmişten gelen bir özelliğiydi okumuş olduğu Kur’an’ın Arapçasının yanına mutlak mealini de okurdu. Ancak ikisinin de okuduğunda gerçek anlamda bir idrak söz konusu olabileceğine inanırdı. Musap “ Vel asr İnnel insane le fi husr ” (Asr’a yemin olsun ki İnsan Ziyandadır) gerçeği karşısında büyük bir şok yaşıyordu. Ardından “muhtemeldir ki bende bu ziyanda olan insanların arasındayım.” Deyip ümitsizliğe kapılacağı anda ayetin devamını okumuştu. “ İllellezîne âmenû ve amilûssâlihâti vetevâ savbilhakkı vetevâ savbissabr.” (Ancak iman edip salih amellerde bulun...

KALPLERİ EVİRİP ÇEVİREN ALLAH'TIR (2)

v Kalpler ancak Allah’ı Anmakla Huzur Bulur Musap uzun bir aradan   sonra camiden içeriye ayağını attığı o ilk an, yüreğindeki o heyecan ve ferahlık tüylerini diken diken olmasına neden olmuştu. Son günlerde yaşamış olduğu tüm dert ve sıkıntıları unutmuştu. Yüreğindeki daralma kendini ferahlığa vermişti. Musap namazlarını eda etmiş ve sonrasında uzun uzun duaya başlamıştı. Bir ara kendince söylendi, “günahlarımı tek tek tövbe etmeye çalışsam herhalde sabaha kadar bitmeyecek” dediği anda hocasının Allah’ın rahmeti ve bağışlayıcılığı üzerindeki sohbeti hatırlamıştı. “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın   ve Allah geçekten sizlere, bizlere rahmet edicidir.”   Sözünü hatırlayınca içindeki kurtulma umudu, yanmaya yüz tutmuş bir ateşin yeniden yellenerek alev tutması gibi Musap’ın da   umudunu yeniden alevlendirdi. Musap, o gün sabah namazına kadar camide kalmış. Tövbe istiğfar etmiş, uzun süredir kılmadığı namazların kazasını eda etmişti.  Sabah namazı için c...